Yapay zeka ile boyanan sokakların sırrı

3

Sokak sanatı, şehirlerin gri beton duvarlarını renklendiren bir ifade biçimi olmaktan çıkıp, teknolojinin son harikası yapay zeka ile birleşerek adeta yeni bir boyuta taşındı.

Dünyanın dört bir yanındaki sokak sanatçıları, yapay zeka araçlarıyla iş birliği yaparak interaktif murallerle şehirleri açık hava sanat galerilerine dönüştürdü. Bu yenilikçi yaklaşım, hem sanat dünyasını hem de teknoloji meraklılarını büyülerken, izleyicilere alışılmadık bir deneyim sundu.

Paris’te başlayan bu akım, sokak sanatçısı Camille Dubois’nin öncülüğünde dikkat çekti.

Dubois, yapay zeka algoritmalarını kullanarak, izleyicilerin telefonlarıyla tarayabileceği ve hareketli görüntüler sunan muraller tasarladı.

Örneğin, Bastille Meydanı’ndaki bir duvarda yer alan eseri, telefonuyla tarayanlar için bir anda çiçeklerin açtığı, kuşların uçtuğu dinamik bir sahneye dönüştürdüi

“Amacım, sanatı statik bir nesneden çıkarıp yaşayan bir deneyime dönüştürmek” diyen Dubois, bu projede MIT Media Lab’dan Dr. Pattie Maes ile iş birliği yaptı.

Maes, “Yapay zeka, sanatçıların hayal gücünü genişletiyor ve izleyiciyle sanat arasında yeni bir bağ kuruyor” dedi.

Londra’da ise sokak sanatçısı Ben Eine, yapay zeka destekli bir projeyle Shoreditch bölgesindeki duvarları renklendirdi.

Eine’ın eserleri, hava durumu verilerine göre renk ve desen değiştiriyor; yağmur yağdığında kasvetli tonlar belirirken, güneş açtığında parlak renkler ortaya çıktı.

University College London’dan sanat ve teknoloji uzmanı Prof. Dr. Mick Grierson, “Bu tür projeler, sanatın çevresel verilerle etkileşimini gösteriyor. Teknoloji, sanatı daha erişilebilir ve dinamik hale getiriyor” yorumunda bulundu.

Bilimsel araştırmalar da bu trendi destekliyor.

2024’te Journal of Digital Art Studies dergisinde yayımlanan bir makale, yapay zekanın sanat üretiminde giderek daha fazla rol aldığını ortaya koydu.

Makalenin yazarı, Stanford Üniversitesi’nden Dr. Lev Manovich, “Sokak sanatında yapay zeka kullanımı, sanatçıların fiziksel sınırları aşmasını sağlıyor. Bu, hem estetik hem de teknik bir devrim” dedi.

Ancak bu yenilik, tartışmaları da beraberinde getiriyor. Geleneksel sanat çevrelerinden bazıları, yapay zekanın sanatçıların özgünlüğünü gölgede bırakabileceğini savundu.

New York’ta sanat eleştirmeni Jerry Saltz, “Sanat, insan elinden çıkmalı mı, yoksa makineyle iş birliği bir sonraki adım mı? Bu soruya henüz net bir yanıt yok” diyerek tartışmaya dikkat çekti.

Yine de sokak sanatçıları, bu teknolojiyi bir tehdit değil, bir fırsat olarak görüyor.

Berlin’de çalışan sanatçı Anna Weber, yapay zeka ile tasarladığı interaktif bir muralde ses efektlerini bile entegre etti; eseri tarayanlar, duvarın “konuştuğunu” fark etti.

Weber, “Bu, sanatı demokratikleştiriyor. Herkes bir parçası olabiliyor” dedi.

Şehir duvarları, artık yalnızca boyayla kaplı yüzeyler değil; yapay zeka sayesinde nefes alan, değişen ve izleyiciyle iletişim kuran sanat eserleri haline geldi.

Paris’ten Tokyo’ya, Londra’dan New York’a uzanan bu hareket, sanatın geleceğini sokaklarda şekillendirdi.

Teknoloji ve insan emeğinin bu eşsiz buluşması, sokak sanatını yeniden tanımlarken, şehirlerin ruhunu da canlandırdı.

Mehmet Şimşek